Uzun zamandır yazmayanların dediklerinin aksine, buraya bir şey söylemeye gelmedim. (Size Dada diyebilir miyim?) Lakin her gün yazı yazanları anlamıyorum. Zaman içinde bizzat deneyerek ulaştığım bir saptama bu. Çeşitli zamanlarda. Tuttuğum günlüklerin hiçbiri üç günü geçemedi. Aynı gün yedi şiir yazdığımı anımsıyorum fakat üç gün art arda şiir yazdığımı anımsamıyorum. Yazma tembelliğinden de kaynaklanmıyor bu. Zaten ben çoğu yazımı gece yatağımdayken kafamda yazarım ve ertesi güne kalmayan bu yazılar, yazmaya devam edebilmemi sağlar. Fakat o güne dair hiçbir şey düşünmeden ve o günü hayatımın bütünselliği içinde kafamda daktilo etmeden uyuduğum geceler, gecelerimin çoğunluğunu oluşturur. (Hayatımın yazmadığım son döneminde en azından.) Ve bu gecelerden uyanılan sabahların günü mutlak bir şekilde daha aydınlık olur.
Bu yazı hariç, yazdığım tüm yazılar da, yatağa girmeden oluşan o yarı uykulu yalnızlık anındadır. Arkadaşlarla geçen uzun ve neşeli bir haftanın sonunda, tek başına kaldığın, kendi yalnızlığını, yerine hiç kimseyi koymayarak kavradığın ve içini bulunduğun mekan, bulunduğun mekanı kendi yalnızlığının algı süzgeçinden geçen için yapan o an.
Yazılar da hayat gibi günlerden değil bu anlardan ibarettir. Bütünselliğin kavrandığı nadir anlardan.
Tek başına olmayan bir adam aşık olamaz. Çünkü aşk, tekbaşınalık ister. Yalnız olan adam, düşünür. Düşündükçe büyüyüp gerçekliğe ulaşan duygular, artık adamın saf duygularını da aşar, kendi düşüncesinin ötesinde bir yere ulaşır. Adam o an, kendinden ayrılır. Kendiyle olmaktansa, başka birisiyle olmayı tercih eder. Ve bir daha-kendinden başka herhangi biriyle duygusunu paylaşana dek- kendisini sevemez.
Aşık olduğun kişi yanındyaken bile bu duyguların onda birini bile hissedememek, insana evet yazı yazdırabilir.
Bense, birkaç ay eveline kadar kadar içinde bulunduğum bu duyguların yanından bile geçmiyorum şu an.
Ve bu gece uyuduğumda, herhangi bir şey düşünmeyecek olmak, ileriki gecelerimin de böyle geçmesini istemekten ve daha önceki düşünerek geçirdiğim geceleri unutmaktan daha anlamlı olacaktır.
30 Mart 2008 Pazar
13 Mart 2008 Perşembe
“Uzun yıllar önce, herhangi bir yolculuğumda, o zamanlar, dünyaya karamsar gözlerle baktığım yıllarda, bu otelde bir gece kaldığımı anımsıyorum. Eski, küflenmiş, korkunç, ürkütücü bir anı. Oysa bugünkü yalnızlığım içinde ne denli güçlü ve mutluyum. Korkunç diş ağrısına karşın. Arayışım içinde. Kendi sınırlarımın sonuna doğru çıktığım bu yolculuğun herhangi bir anında nasıl bağımsızım. Bir başınalığımı nasıl derinden duyabiliyorum. Ne kadar mutluyum.”
Tezer Özlü.
Tezer Özlü.
06 Mart 2008 Perşembe
03 Mart 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
