20 Ekim 2007 Cumartesi

Dün gece hoşlandığım kadını benimle aynı masada sevgilisiyle el ele tutuşurken gördüm. Banyoya gittim sonra, fakat çıkarmadığımı mı yoksa giydiğimi mi anlayamadığım ayağımdaki ayakkabıların yerde bıraktığı çamur izlerini nasıl sileceğimi düşünürken, başımı kaldırdığım aynada, babamın korkutmayla sürpriz karışımı bakışlarını gördüm ve içimden "biliyordum.", daha içimden "babamın ne işi var ki burda?" demezdim, çamur izlerini takip ettim ve kirli bir nehrin ulaşacağı denizin boyutlarını düşünemeden kirli suyu takip ettim. Sular evdeki tüm eşyaları, yeni taşındığım evimin olmayan balkonundan aşağı doğru savururken ve babam başta ben olmak üzere tüm aileyi seferbirliğe davet ederken, balkonun parmaklıklarına takılan vazo, suyun etkisiyle bir ileri bir geri gidiyor, bense hiçbir şey yapamıyordum, babam kaybetmek üzere olduğu şeyleri kurtarmaya çalışırken. O kadar kuvvetli bir suyun bizi alıp götürmemesi, götüremeycek bile olsa, bizi hiç zorlamaması, dengemizi kaybettirmemesi, yürüyüşümüzü veya yüzüşümüzü engellememesi, dün gece düşmediğim, ama şu an üzerine düşülmesi gereken notlardan sadece birkaçı.

Babamın, her fırsatta ve nerede olursa olsun yardımıma koşup, benim içinden çıkamadığım işlerin, altından girip üstünden çıkması ama ne olursa olsun benim kendime veremediğimi, hatta kendisinin bile kendisine veremediğini bana vermesi, bana o kadar aşikar, benim için o kadar sıradan bir şey ki, onu elde edip edemeyeceğimi henüz bilmediğim, hayatımın korkuluklarına takılmış, bir bana gelen, bir benden giden, hem benimle olması için, hem de benden başka herkesle olabilmesi için yüzlerce neden olan kadının göz göre göre gidişine, aynı aynaya baktığımız benim değil de, babamın seyirci kalamaması beni dün gece hiç şaşırtmadı. O kadar şaşırtmadı ki, bu kadar net hatırlıyorum her şeyi.

Ve dünya sular altında kalmadan önce, önümüzdeki ilk doğumgününde babama, üzerinde kendi el yazımla, kocaman "J" yazan bir pelerin alıp, Lois Lane'in kafa karışıklığıyla salsa yapmaya gideceğim.

0 jamais-vu.: